ATIK YÜZLER
Merak ediyorum sığ suları. Gökyüzünün denizle birleştiği noktayı. Kaldırımda boğulan bir kadını. Geride bıraktığı yansımayı ve ufak dalgaları. Şehirler ve ölü toprakları. Bilmem merak ediyorum işte, içimize kaç mezar sığdırdıklarını? Maskelerin ardından mide bulandırıcı kokular yükseliyor. Sokaklarda gördüğüm hep asık surat. Çöpe atılmış nice hayat. Meçhul bir kaçış uğruna feda edilen çocuklarla dolu. Asitten gözyaşları. Plastikten saçlar. Teneke kafalar. Yakan, eriyen ve kavuran; adına insanlık denilen bir destanın parçaları. Verilen bir sınav, kaybedilen bir savaş? Milyon kez işlendi günah ve milyon kez istendi. Sarf edilen bir zehir. Bir bedenden diğerine akıyor. Dallanıp budaklanıyor bir ruh içinde. Öldürürken bağlıyor insanı. Eriyen suratlar maskelerin ardından dökülüyor, etleri sahipsiz duygular gibi. Peşi sıra amansız bir sinek kovalıyor. Dönek bir kelebek. Boş bir yüz ve çürümüşlük. Kelimelerim; kemikler kadar sert, eklemler kadar esnek olsun istiyo...
.jpeg)




.jpg)


